• Ahmet, yıllar boyunca yalnızca “onun oğlu” olarak anıldı; adı bile kendine ait değildi. Çocukluğu boyunca her bakışta, her fısıltıda geçmişin lanetini iliklerine kadar hissederek büyüdü. Bu karanlıktan kurtulmanın yolunu polis olmakta buldu. İnsanları koruyarak, hayatlar kurtararak kendini aklayabileceğini sandı. Ancak içindeki çürümüşlük, geçmişin yankısı, hiçbir zaman bütünüyle susmadı.

    Bir gece, sıradan başlayan bir akşamın sonunda, bir tekel bayiinden birkaç bira aldıktan sonra, karşısına bir tinerci çıktı. Üstü başı perişandı; gözlerinde korkuyla öfke iç içeydi. Ama Ahmet, ilk kez korkmadı—ilk kez, bir şey hissetti. O karanlık sokakta, sessizce ve soğukkanlılıkla adamı öldürdü. Toplumun yüz çevirdiği, kimsenin ardından bakmadığı birini—bir “pisliği”—yok etti. Ve ardından… tuhaf bir huzur çöktü içine. İçinde yıllardır susturamadığı uğultu, ilk kez susmuştu. Bir anlığına da olsa, mutlak bir sessizlik hâkimdi.

    O anda anladı: İnsanları korumaya çalışması, aslında kendi içindeki canavarı zincirlemeye yönelikti. Ama artık o zincir kopmuştu. Artık sadece bir komiser ya da yalnızca “Ahmet” değildi—artık o’na dönüşüyordu.

  • Bu Kitap İçin Henüz Bir Forum Oluşmadı

    Bu kitap için ayrılan forum hâlâ keşfedilmeyi bekliyor. Henüz hiçbir düşünce burada yankılanmadı, hiçbir tartışma alevlenmedi.

    Belki de bu sessizliği bozan ilk ses senin kaleminden çıkar. Fikirlerinle bu boşluğu doldur ve yeni bir tartışmanın fitilini ateşle.

    Tartışma Ekle

Çeviri Kalitesi:
Hikaye ilerleyişi:
Karakter Tasarımı:
Yaratılan dünya:
4.7

Düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşın


user
5.0

Beklentim baya var bu seriden

user
5.0

İlk polisiye serim olacak :)

user
4.0

Bu kitap yenimi eklendi. Görmemiştim. Okudukça değerlendirmemi güncelleyeceğim.

user
0.0

Yeni bölüm geldi umarım beğenirsin

user
5.0

Bu kitabı okurken geçen konuşmalar o kadar gerçekçi geldi kii çok sevdim devamını bekliyorumm yazanın ellerine sağlık ayrıyeten güzel yorumların için çok teşekkür ederim flopy <3

user
4.2

Ahmet’in içindeki o karanlığın adım adım büyümesini ve "onun oğlu" olmaktan kaçarken tam da kaçtığı şeye dönüşmesini okumak gerçekten çok sarsıcı. Karakterin o tinerciyi öldürdükten sonra hissettiği o tuhaf huzur anı o kadar iyi aktarılmış ki, insanın tüyleri diken diken oluyor. Bölümlerdeki o puslu, gri hava ve Ahmet ile Selim arasındaki o konuşulmayan ama her şeyi anlatan sessizlik atmosferi inanılmaz derinleştirmiş. Özellikle Ahmet’in minibüsteki o uyuşturucu paketlerini arkaya fırlatırken "Seninle aynı isme sahibim" demesi ve adamın kimliğini bile unutmuş hali tüyler ürpertici bir detaydı.

Hikayenin bu karanlık ve psikolojik derinliği çok güçlü olsa da, bazen diyalogların ve sahnelerin geçişleri biraz fazla hızlı gerçekleşiyor gibi hissettiriyor. Örneğin Ahmet’in o soğukkanlı katile dönüşme evresindeki bazı kırılma anları ya da Derya ile olan o gerilimli yüzleşmesi biraz daha sindirilerek, detaylandırılarak anlatılabilir. Ahmet'in elindeki o levyeyle ne yaptığı, kadını neden o hale getirdiği gibi detaylar havada kalmamalı; bu karanlık anların üzerine biraz daha gidilirse okuyucu o tekinsiz atmosferi çok daha derinden hissedebilir. Yine de karakterin bu yavaş ve kaçınılmaz çöküşünü izlemek gerçekten çok sürükleyici, sonraki adımlarını merakla bekliyorum! 🖤

d
0.0

Kesinlikle katılıyorum, özellikle kırılma anlarının bu kadar hızlı geçilmesi karakterin dönüşümünün ağırlığını hafifletiyor; o tinerci sahnesindeki o "huzur" anını büyüteçle incelemek hikayenin atmosferine çok şey katardı. Yine de bu puslu anlatımın da o çöküşü bu kadar sarsıcı kılan şey olduğunu düşünmeden edemiyorum.